Oyun İncelemeleri

Area 51

Dünya dışı varlıklara ilginiz, uzayda yaşam olduğuna dair fikirleriniz varsa
ve bu tarz konuları işleyen gerek yazılı, gerekse görsel yayınları takip
ediyorsanız; 51. Bölgeyi de biliyorsunuz demektir. Las Vegas’ın 150 km. kadar
kuzeyinde, uçsuz bucaksız boş arazi üzerinde sıradan gibi gözüken birkaç hangar
ve barakadan oluşan bu üs, asıl gizemini yerin onlarca kat aşağısında
korumaktadır. Amerikan Hükümetinin yıllarca varlığını reddettiği, ancak zamanla
ortaya çıkan resimler ve çeşitli gizli kaynaklarla varlığı inkar edilemeyen 51.
Bölge’de sayısız gizli deney ve proje üretilmektedir. Herkesten gizli olarak
üretilen projeler çeşitli iddialarında asıl kaynağı olmuştur. Sözgelimi 1947
yılında gelişen Roswell olayı ve daha bir çok UFO olaylarının bu bölgede
saklandığı söylemleri bunlardan bazılarıdır.

Uzaylıları yerin dibine sokmak

Area 51 bahsini ettiğim bu UFO konusunu temel alarak bizleri Amerika’nın gizli
üssüne giriş izni tanımaya ve sayısız dünya dışı varlık ile amansız bir
mücadeleye salmaya çalışıyor. Area 51, Midway gibi usta bir oyun firmasının
elinden çıkmış, su katılmamış bir FPS olsa da yer yer takım halinde çatışmalara
katılmaya izin vererek ve teknolojik oyuncaklar kullanmanıza imkan tanıyarak
farklı bir oyun yapısı sunmaya çalışıyor. Özellikle yapımcının Midway olması kan
şiddet ve gerilim unsurunu arttırıyor, ancak başarılı bir oynanabilirlik sunduğu
konusunda tam güvence vermek mümkün değil.

Hikayemiz hepimizin tahmin edeceği üzere 51. Bölge’deki gizli üs’de yaşanan bir
problemden dolayı işlerin sarpa sarması ile başlıyor. İzlediğimiz ilk videoda
(yapımcıların hakkını vermek gerek çünkü ara videoları çok kaliteli) yaşlı bir
bilim adamının adeta tüm projelere ihanet edercesine, içinde canlı organizmanın
bulunduğu bir tüpün kilitlerini açmasını izliyoruz. Yaşlı adam olay yerinden
uzaklaşırken tüpün içinden dev bir yaratığın çıkmakta olduğunu fark ediyoruz.
Olay yerine hemen güvenliği sağlamak amacı ile Delta Tim’i gönderiliyor.
Yapacakları (ya da yapamayacakları) araştırma daha başlangıç aşamasında iken son
buluyor. Önceki videoda sadece kolunu görebildiğimiz yaratık tarafından kısa
sürede yok edilen Delta Tim’i ölmekler kalmıyor, cesetleri de canlanıp birer
zombiye dönüşüyor.

İşte tam böyle bir harbede yaşanırken olay yerine gönderilen ikinci takımın
başındaki şahıs biz oluyoruz. HAZMAT takımını astronotvari kıyafetli birer asker
takımı olarak düşünebiliriz. Bu sefer daha farklı bir emir ile ve daha farklı
bir iniş noktasından üsse girmeye çalışıyoruz.

Uzaylı görmek için yerin dibine girmek

Kontrolleri elimize aldığımızda aşağıya inmek için hazırlanmakta ve
sabırsızlanmakta (!) olan takımın başındaki kişiyi canlandırıyoruz. Önce
kontrolleri öğreniyor ardından tipik FPS alıştırma görevleri olan silah talimi
yapıyoruz. Yanımızdaki bir asker ile hedef vurma yarışması yaptıktan sonra hemen
harekete geçmemiz bekleniyor, ancak alışılmadık bir olay oluyor ve bizim
kampımıza sızmış bir yaratık ihbarı alıyoruz. Yaratığı kovalama sahnemiz
kontrollerin koşma, eğilme ve zıplama gibi diğer kısımlarını öğrenmemizi
sağlıyor. Yaratığı etkisiz hale getirdiğimiz anda tüm oyun boyunca yanımızdan
eksik etmeyeceğimiz oyuncağımız, cisimlerin moleküler yapısını inceleyen bir
tarayıcıyı kullanma şerefine erişiyoruz. Bu aparat sayesinde oyun içinde
rastladığımız her dünya dışı varlığı tarayarak yapısını kaydetmemiz gerekiyor.
Ancak eğlence olsun diye yanınızdaki takım arkadaşlarınız veya yol üzerindeki
her hangi bir cisim üzerinde bu tarayıcıyı kullanırsanız, o cisim hakkında kısa
bir rapor alıyorsunuz. Yanınızdaki takım arkadaşınızın kan grubu, sağlık durumu
üzerindeki silahları gibi…

Nihayet tam olarak oyunun içine girdiğimizde saatlerce yaşayacak olduğumuz
tipik FPS görevlerine adımlarımız atıyoruz. Area 51 fazlasıyla kendini tekrar
eden bir oyun yapısına sahip; karşına çıkanı vur, yeni bir yaratık gördüğünde
tara ve bilgileri topla. Asıl garip olan nokta ise; bu kadar ciddi ve tehlikeli
bir operasyona yanımızda 4 adet asker ile başlarken neden sadece basit bir
tabanca başladığımız. Elbette her silahı tanıyıp daha sonra yenisini edinme
mantığı ile oyunun ilerlemesi gerekiyor, ama oyuna makineli bir tüfek ile
başlasak hiçbir oyuncu buna itiraz etmezdi sanıyorum.

51. Bölge’nin derinliklerine indikçe artan gizem, bizi olmadık yerlere çekiyor
olsa da maalesef atmosfer tam olarak kurulamıyor. Bence bunun en büyük sorunu
kontrollerin tam olarak rahatlık sunmaması. Elbette Game-Pad ile FPS oynamak
kolay değil, ancak kontrolleri konsola göre dizayn etmek gayet mümkün. HALO 2,
Unreal Championship 2 gibi örnekler mevcut. Bana kalırsa, yapımcılar nişan alma
mantığını PC’deki gibi minik bir nokta olarak belirlerse, düşmanımıza odaklanma
konusunda hep zorluk çekeceğiz.

Kontrolleri bir kenara atacak olursak, yanımızdaki takım konusunda da bazı
hatalar olduğunu düşünüyorum. Açıkçası ben Area 51’de yanımızda takım
arkadaşlarımızın olduğunu gördüğümde, tıpkı Republic Commando’da olduğu gibi
takım çalışması ve stratejik savaşlar olacağını düşünüyordum. Gel gelelim, takım
arkadaşlarımız sağdaki soldaki siperlere saklanıyorlar, ama ölümsüz
olduklarından ve onlara hükmedemediğimizden bize oyun içinde pek fazla seçenek
bırakmıyorlar. Yaptığımız hep nişan alıp ateş etmek oluyor. Tek başımıza
oynamamız gereken bölümlerde de hep aynı tantanayı dinliyoruz; “Biz burada
bekleyelim. Sen gidip şuradaki şalter kolunu indir.”. Böylece tek başımıza
yolculuğa çıkıyor, bahsi geçen görevi yapıp takım arkadaşlarımızın yanına geri
dönüyoruz.

Yerin dibindeki grafikler

Son dönemde Xbox konsoluna çıkan oyunlara baktığımızda, Jade Empire, Splinter
Cell: Chaos Theory, Unreal Championship 2 gibi şaheserlerin olduğunu ve her
birinin konsolun grafik sistemini sonuna kadar zorladığını düşünürsek, Area
51’deki grafikleri görünce birkaç sene evvel yapıldığını zannetmek olası.
Karakter modellemeleri İlk HALO oyununda bile vasat olduğunu, tüm çevre
dizaynının fazlasıyla tırtıklı olduğun söylemek zorundayım. Çeşitli patlama
efektleri ve görsel bir iki ayrıntı genel grafik seviyesini yükseltemiyor.

Area 51’in en iyi yanı hiç şüphe yok ki sesleri. Ne yalan söyleyeyim, genel
seviyesi bu kadar vasat olan bir oyunun sesleri hemen ön plana çıkıyor. Silah
sesleri ve patlama ses efektleri gayet güzel, ama asıl güzel olan askerlerin
konuşmaları ve yaratıkların bize doğru gelirken çıkardıkları nefes alma sesleri.
Seslendirmeleri David Duchovny, Powers Boothe gibi kişilerin yanı sıra Marilyn
Manson gibi önemli bir ismin yapması da ilginç bir nokta.

Çoklu oyuncu modu için ise küçük bir cümle yeterli olacaktır. Alınabilecek
Unreal Championship 2 gibi mükemmel bir örnek varken, Area 51 bu konuda tercih
edilebilinecek bir oyun olarak durmuyor.

Sonuç olarak bakıldığında Area 51, beklenildiğinin altında bir oyun. Grafik
seviyesi düşük, kontrolleri başarılı değil ve doğal olarak oynanabilirlik
yeterli seviyede değil. Ancak ara videoları ve başarılı sesleri ile ön plana
çıkıyor. Eğer FPS türünün önemli bir takipçisi iseniz ya da 51. Bölge ile ilgili
her türlü materyale karşı tutkunuz varsa Area 51 ilginizi çekebilir. Bunun
haricindeki herkese oyunun sıradan bir FPS olduğunu söylemek zorundayım. Xbox
konsoluna yağan, müthiş oyunlar yağmuru içinde göz ardı edilebilir bir damla
olan Area 51’in PC versiyonunun en azından konsoldan daha iyi olacağını
umuyorum.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu