Anime ve Manga #22 Magic Knight Rayearth
Anime ve Manga köşemizin 21.bölümüyle sizlerleyiz. Bu hafta sizlere; aşkın, arkadaşlığın, fedakarlığın en önmli hikayelerinden birini anlatacağım ve sizi 1993 yılına geri götüreceğim. Karşınızda: Magic Knight Rayearth yani Sihirli Şövalyeler.
Üç ciltlik yayımlanan mangası 1993 – 1995 yılları arasında Nakayoshi magazinde basıldı. Animesi ise hemen sonraki yılda yani 1994 yılında Yomiuri TV‘de yayımlandı. Ülkemizde de yayımlanan Magic Knight Rayearth, 49 bölümden ve 1 OVA’dan oluşuyor. OVA’sı 1997 yılında yayımlandı. İkisi arasında, konu farkı olduğunu baştan beliteyim, bu nedenden izleme sırasını düşünmeyin. Her zamanki gibi orjinal olarak, ilk mangasını okumanızı önereceğim. Ancak daha fazla detay vermeden önce, Magic Knight Rayearth’ün açılış müziğiyle kendimizi şimartalım.
Sihirli Şövalyeler’i başarılı bir anime yapan, müzikleri ve farklı
bir içeriğe sahip olması. Farklı içerikten kastım, sadece aşk veya
sadece fedakarlık içeren, duygusal sahnelerden oluşmuyor. Kimi zaman
aksiyon, kimi zaman ise komediye yer veriyor.
Ülkemizde daha önce
yayımlandığını söylemiştim. Türkçe ve İngilizce olarak Magic Knight
Rayearth’ü izlediğinizde, Japonca’sı oldukça farklı gelebilir. Benim
tavsiyem kesinlikle orjinal dilde, yani Japonca izlemenizdir. Hatta ilk
Türkiye’de yayımlandığında Umi, Fuu ve Hikaru aslında Marina, Lucy ve
Anemon olarak biliniyordu. Yani kimi zaman isimlerde de değişiklikler
görebileceğiniz için, orjinal dilde izlemek daha çok işinize gelebilir.

İlk
baktığınızda size biraz çocuksu gelebilir ancak bunun altında çok derin
anlamlar yatıyor. Zaten anime ve mangasının mecha türünü de içerisinde
barındırması, okunmayı/izlenmeyi arttırıyor. Hatta eminim şu paralel
evren hikayesini de bu animeyle öğrenen vardır. Ne de olsa Sihirli
Şövalyeler de bir çeşit paralel evren hikayesi, animesinin son bölümünü
izlediğinizde ne demek istediğimi anlayacaksınız.
Fantastik kılıç
savaşlarıyla ve ayrıca robotlarla aranız iyiyse, Sihirli Şövalyeler’i
kesinlikle beğeneceksiniz. Çizimleri ve hikaye birbiriyle örtüşüyor, bu
nedenden eksiklik hissetmiyorsunuz. Demek istediğim; çizimlerde bir
akıcılık yok, ancak çizimlerindeki donukluğa rağmen, bu insanın gözüne
batmıyor.
Animesi ve mangası arasındaki en önemli fark, sonları.
Manga biraz daha farklı bitiyor. Sanırım animedeki en büyük eksiklikte
buydu, kısa ve doyumsuz olması, animede “keşke birkaç bölüm daha
olsaydı” dedirtiyor. Mangada ise bu histen uzaklaşıyorsunuz.
Magic Knight Rayearth OVA’sında biraz daha farklı bir konu var demiştim. Umi, Hikaru ve Fuu liseyi bitirmek üzerelerdir ve mezuniyetten sonra farklı yerlere taşınacaklardır. Bunu istemeyen üç kız okullarındaki kiraz çiçeği ağacının altına gelirler ve dilek tutmak isterler. Efsaneye göre bu ağaç bir periye ev sahipliği yapar. Dilek tuttukları anda bir deprem olur ve Hikaru da periyi gördüğünü iddia eder. Sonrasında olaylar patlak verir ve bir Mashin onunla bağlantıya geçer ve Hikaru’ya gücünü verir. Bu sırada kulede gördüğü bir adam saldırıya uğrar ve bu yüzden Dünya’daki herkesi başka bir boyuta göndermek zorunda kalır.

Kısacası Emeraude’nin yardım çığlıklarına eklenen göz yaşları, onun saf sevgisi, üç kızın koskoca bir dünyayı kurtarma şekli, onların fedakarlıkları, birbirleriyle kimi zaman komik bir şekilde kavga edişleri ve çok daha fazlası, bu animeyi size sevdirecek.
