Oyun İncelemeleri

Darkest Dungeon

Fakir fukaralığın dibe vurduğu bir kasaba, evin altındaki madende kazı çalışmalarını devam ettiren ailemiz, tünelin ucunda adeta Mahmut Hoca’yla karşılaşıyor. Evin altında yatır mı varmış bilinmez ama yapılmaması gereken bu kazı sonucu tünel içerisinde bir portal açılıyor ve ailemiz, ne idüğü belirsiz binlerce yaratığın dünyaya salınmasına önayak oluyor. İşte Darkest Dungeon maceramız da ailemizden aldığımız bu yardım mektubu ile açılışını yapıyor. “Biz durumu toparlayamadık, gel sen şuna el at ve ailemizin iki paralık olan şerefini kurtar” olarak özetleyebildiğimiz bu mektup sonucu memlekete doğru yola çıkıyoruz.

Darkest Dungeon daha ilk saatlerinden itibaren acımasız bir oyun olduğunu sert bir şekilde vuruyor suratınıza. Ailenizin yardımına koşarken daha yolda zorlu bir mücadeleye girişiyor ve oyunun bu acımasız yapısı altında ezildiğinizi hissediyorsunuz. Neyse ki bu ilk mücadele sizi yıldırmak yerine, daha da konsantre bir şekilde yolunuza devam etmenizi sağlıyor. Çünkü işin ucunda ailenizin şerefi söz konusu.

Kickstarter’dan başarılı bir şekilde ayrılan Darkest Dungeon, uzun süren erken erişim sürümü sonrasında nihayet tam sürüm versiyonu ile karşımıza çıktı. Roguelike türünün, yani öldüğünüzde karakterinize veda ettiğiniz oyun türünün son dönemdeki en sert örneklerinden biri olan Darkest Dungeon, yine de sırtını tam olarak bu dinamik üzerine yaslamamış. Oyunu oynadığınız her an yeni bir özelliğini keşfediyor ve bu özellikleri kullanırken bile yapmak zorunda kalacağınız seçimler altında ezilmeye başlıyorsunuz.

Tabi ki bu özellikler grubunuza katacağınız yeni karakterler ile birlikte kendini gösteriyor. Kasabanıza gelen farklı karakterleri bu zorlu görev boyunca kiralamanıza izin verilmiş. Her biri farklı sınıf ve özelliklere sahip oılan bu karakterleri birkaç görev sonrası daha yakından tanıyor ve sahip olduğu bu özelliklere göre hangi durumlarda ihtiyacınız olduğunu çözmeye başlıyorsunuz. Tabi onları yapacağınız yanlış strateji sonucu erkenden eşşek cennetine göndermediyseniz.
Kiraladığınız bu karakterlerin isimlerini değiştirmenize de olanak sağlanmış. Bu opsiyonu yaptığınızda ve karakterlere tanıdık isimler verdiğinizde onlara olan bağınız da artmaya başlıyor ve rogulike türünün en zor anlarıyla karşı karşıya kalıyorsunuz. Çünkü uzun süredir çarpıştığınız bir karaktere veda etmek ve onu geri getiremeyeceğinizi bilmek insana gerçekten koymaya başlıyor. İlk 4-5 saatin sonunda kasaba mezarlığını doldurmaya başlayacağınızın garantisini şimdiden verebilirim. Tabi görevleri yaptıkça kasabanıza benzer sınıfta onlarca karakter geliyor. Onları kiralayıp yolunuza ve bu onurlu göreve devam etmeniz gerekmekte.

Darkest Dungeon sıra tabanlı bir dövüş dinamiğine sahip. Karakter kütüphanenizden seçeceğiniz dört kişi ile zindanlara giriş yapıyorsunuz. Tabi karakterinizin sıralamalarından sahip olduğu özelliklere kadar herşey hayati önem teşkil ediyor. Örneğin Crusader, Hellion ya da Man at Arms gibi güçlü sınıfları en önde konuşlandırıp tank görevi görmelerini sağlarken  Houndmaster, Highwayman ya da Plague Doctor gibi sınıfları ise hem sağlık, buff gibi özellikleri hem de uzaktan atak yapan özellikleri sebebiyle arka saflarda konuşlandırmanız gerekiyor. Tabi savaşlarda hem sizin hemde rakiplerinizin sıralamasını değiştiren etkenler de bulunmakta. Sıralama ve taktikler oldukça önemli bir yer teşkil etse de ne yaparsanız yapın bazen oyun sizi aşırı zorlayabiliyor. Hele ki çok emek verdiğiniz bir karakter bunun üzerine ölünce saç baş yolmaya başlıyorsunuz.

Oyunda giriş yaptığınız zindanlar ise Randomly Generated yani rastgele değişen bir sistem ile oluşturulmuş. Yani oyunun harita sisteminde açtığınız ve belli bir yüzdesini geçtiğiniz bir zindanın ikinci girşinizde bambaşka bir şekilde karşınıza çıktığını görebiliyorsunuz. Bu durum hem oyun süresini yükseltiyor hem de oyundan aldığınız keyfi arttırdığı gibi ezbere zindan mantığını da çürütüyor. Zindanları bir kenara bıraktığımızda ise oyunun büyük çoğunluğunu kasabamızda geçiriyoruz. İlk etapta belli bölümleri kapalı olan kasabanızı adam etmekte bize bırakılmış. Oyunda kazandığınız para ile hem karakter güncellemelerini yapıyor hem de kasaba için gerekli adımları atabiliyorsunuz. Bu durum oyundaki en önemli görevlerinizden birisi ve karakterlerinizin bu zifiri zindanlara girmeden önce buradaki bazı binalara ihtiyacı oluyor. Gerek karakter geliştirme dinamikleri gerekse de akıl sağlığımızı dengeleyen unsurlar kasabanın farklı binalarına serpiştirilmiş.

Darkest Dungeon’ın belki de en önemli yönlerinden birisi karakter psikolojileri altında yatıyor. Belli mühimmatları alarak giriş yaptığınız bu madenlerde geçireceğiniz her dakika, grubunuzdaki karakterlerin psikolojik durumlarını etkiliyor. Stres barının yükselmesi, açlık, karanlık, dövüş sırasındaki durumunuz ve daha da önemlisi ölümün eşiğine gelen karakterleriniz gibi farklı durumların tümü size psikolojik bir etki olarak geri dönüyor. Bu psikolojinin gaza gelme ya da buff alma gibi etkileri olsa da genel olarak kötü yönden karşımıza çıkıyor. Moral bozukluğu ya da çeşitli fobilerin de tetikleyebileceği bu psikolojik etkiler oyunda başınızı ağrıtacak en önemli unsurların başında geliyor.

Örneğin canı oldukça azalan bir karakter bencilleşebiliyor ve önüne gelen sandıklara siz talimat vermeden saldırdığı gibi savaş alanında da kafasına göre takılabiliyor. Veya grubunuzun en can alıcı karakteri ile güvenli bir şekilde ilerlerken meşaleniz bittiğinde madalyonun diğer tarafını görmeye başlıyorsunuz. Bu vurduğunu oturtan, rakiplerin belini kıran koca cüsseli karakterinizin karanlıktan korktuğunu anladığınız anda başınızdan aşağı kaynar sular dökülmeye başlıyor. Çünkü meşalenin bitmesi ile birlikte kendine güvenen bu cengaver “bittik biz abi, öldük, mahfolduk” nidaları ile tabir-i caiz ise tüm grubun psikolojisini çökertiyor. Evet, oyunda bir meşale sistemi var ve zindanlara girerken yanınıza alacağınız bol miktarda meşale, grubun stres ve akıl sağlığı için oldukça önemli bir yer teşkil ediyor.

İşte bu noktada karakter diyaloglarının oyun için ne kadar önemli olduğunu farketmeye başlıyorsunuz. Çünkü başınıza gelen her etki sonrası karakterlerinizin söylem ve yorumları, oyuna inanılmaz bir etki katmayı başarıyor. Karakterler arası diyalogları takip etmek, onların çöküş ya da gaza gelişlerini izlemek oyun boyunca size ayrı bir haz veriyor.

Kasabadaki binaların oyuna olan etkilerinden bahsetmiştim. Gelişen kasabamız ile birlikte daha fazla maceracıyı ekibimize katacak bir karavan, karakterlerimizin yeteneklerini geliştirebileceğimiz eğitim sahaları, akıl sağlığımızı koruyacak olan bir manastır ve silah, zırh takviyesi yapabileceğimiz demirci dükkanı gibi binaları restore ederek daha fazla opsiyona sahip oluyorsunuz. Tabi her karakter akıl sağlığı ve stresini manastırda atamıyor. Bunun için iki kadeh içebileceği bir han ya da gönlünü hoş edebileceği farklı işletmeler mevcut 🙂 Kısacası stres seviyesi ve gelişmesini istediğiniz özelliğe göre karakterlerinizi belli bir süreliğine bu binalara bırakabiliyorsunuz.

2D grafiklere sahip olan Darkest Dungeon uzaktan tablet oyunu olarak gelebilir. Hatta tabletlerde gayet iyi bir performansta sağlayabilir ama oyunun PC ve konsollarda da oldukça keyifli bir oynanış vaat ettiğini söyleyebilirim. Darkest Dungeon, oyunun atmosferini yaşatan tınıları ve kendine has karanlık atmosferi ile hem Roguelike hemde RPG dinamiklerini keyifli bir şekilde bir araya getirmiş.

Sonuç olarak Darkest Dungeon uzun süreli oynayışlarda belki bir nebze de olsa sıkabilir ama genel olarak ele aldığımızda dönem dönem oynayabileceğiniz ve ilk oynadığınızda kafayı sıyırtacak kadar kafa yoracağınız bir macera sunuyor. 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu