Oyun İncelemeleri

Black

Konsolların joypad kullanması aksiyon, spor ve platform oyunlarda onlara
büyük avantaj sağlarken özellikle FPS türünde onları fazla tercih edilir hale
getirmiyor. Klavye+fare bileşimiyle özdeşleşen FPS, PC ile özdeşleşmiş bir tür.
Konsollar için FPS yönünde az oyun çıkmasının tek nedeni kontrol farklılığı
değil. Hafıza ve ekran kartları açısından PC’lerin sürekli yenilenmesi büyük
harita ve detaylı grafik içeren oyunların konsollara çıkmasına donanım olarak
dur diyor. Ancak özellikle Xbox, Halo gibi çok tutulan bir FPS ile birlikte
(kişisel olarak ben beğenmesem de) konsolların aslında FPS türünü de başarıyla
kaldırabileceğini gösterir hale geldi.

Black de enteresan bir şekilde sadece Playstation ve Xbox için geliştirilmiş
FPS. Electronic Arts firması uzun bir süredir sürekli olarak videolar yayınlayıp
oyun hakkında iştah açıcı bilgiler vererek Black’in promosyonunu gerçekleştirdi.
Oyunun arkasında Burnout serilerinden hayran olduğumuz Criterion firması olunca
hepimiz haklı olarak büyük umutlar beslemiştik. Nihayet Black ellerimizde ve
oyunun beklentileri ne kadar karşıladığına birlikte bakalım.

Bildiğin Her Şeyi Anlat!

Oyunumuz bir iskemlede elleri zincirli bir şekilde oturan kahramanımız Keller’ın
çok demokratik gözükmeyen daha çok ‘derin devlet’ havalı bir ortamda sorguya
çekilmesiyle başlıyor. Vaktiyle hedef gösterilmiş bir teröristin peşinden
giderken yaşanan olaylar konuşulmakta. Oyunun kurgusu da aslında bu sorulara
verilen “Salı günü saat 08:00 sularında sınırı geçiyorduk. Sonra baktık ki…”
diye gelişen cümlelerle o güne bağlanarak geçiyor. Bunun bir güzel tarafı da şu.
Her bölüm aslında birbirinden biraz bağımsız ilerleyebiliyor. Yani siz ilk
bölümde sadece bir tüfekle ilerleken sorgulamanın ikinci kısmındaki konuya göre
susturuculu tabancayla başka bir bölgeden yaşadığınız olayları anlatmaya devam
ediyorsunuz. Bu sayede mekan ve silahlar da değişebiliyor. Ancak konunun
gelişiminin de bu nedenle tekdüze olduğunu belirtmek gerek. Mekan demişken
öncelikle oyunun ağırlıkla Afganistan’da geçtiğini bu yüzden de savaş atmosferi
olarak son derece doyurucu olduğunu söyleyebilirim. Bir de bu tarz oyunlarda
kişisel olarak en sevmediğim özellik olan Amerikan askerlerinin dünyayı
teröristlerden kurtarma hikayesi işlenmiyor. Bunun yerine siz verilmiş bir
görevi sorgusuzca gerçekleştirmeye çalışan sıradan bir asker konumundasınız.
Yalnız sunum sürecinin sadece bu sorgulama seanslarına indirgenmiş olması oyunun
havasını biraz kaçırıyor. Açıkçası Medal of Honor oyunlarında olduğu gibi tam
olarak havaya girdiğinizi kesinlikle söyleyemem.

Black çok oyunculu olarak kesinlikle tasarlanmamış. Bunun yerine 8 uzun bölümden
oluşmakta. Size tavsiyem her bölümü en zor seviyede oynayarak yan görevlerlerle
oyunun tadını biraz daha alarak sonuca gelmeniz. Yaklaşık 10 saat civarı olan
oyun süresi ancak bu şekilde tam olarak tatmin edici hale gelebilir. Zor
seviyelerde sağlık paketlerinin bulunmamasının yanında birçok ek görev çıkıyor.
Ek görevler aslında zor değil. Her şey ufak bir araştırmayla bulabileceğiniz
harita ve kırmızı defter gibi nesneleri elde etmeye bağlı.Patlat Ortaya Bir Varil. Keyfine Bak!

Criterion firması özellikle oyundaki patlamaların altını çizip durmuştu. Oyunun
fizik motoru Far Cry, Halflife gibi gerçekçilikten ziyade bu tarz efektlerin
sergilenmesine ağırlık vermiş. Örneğin bir masayı itemezken (bazı masaları da
itebiliyorsunuz) neredeyse her türlü cam ve tahtayı parçalayabiliyorsunuz. Roket
atarla karşıki binayı göçertmeniz de olası. Bu nedenle biraz zorlama olarak
oyunda hemen her yere patlamayı bekleyen varil, kutu ve sandıklar eklenmiş.
Adamlar o hassas noktalara yakın bir konumdayken ateş ederseniz ortaya Hollywood
filmlerindekilere benzer patlamalar çıkabiliyor. Ancak bu kadar zorlama insanın
aklına kritik noktalarda yapılan çatışmalarda neden düşmanların bu kadar
patlayıcı koymaya özendikleri sorusunu akıllara getiriyor. Cevap da aslında çok
basit. Çünkü yapımcılar sizden bunu yapmanızı istiyor. Bazen silahınızın cama
değmesiyle bile kırılan camlar 3 metre önünüzde yer alan düşman tarafından
duyulmayınca ortaya bazen komik durumlar da çıkmıyor değil.

Grafikler oyunun kesinlikle kendini en çok beğendiren kısmı. Neredeyse tüm
mekanlar ve efektler oldukça güzel çizilmiş. Bir de bol bol patlama sahnesi
eklenince ortaya tam bir şenlik çıkıyor. Grafiklerin başarısını da oyunun
öncelikle konsollar için yapıldığını düşünürsek anlayabiliriz. Eğer bu oyun önce
PC’ye çıkmış olsaydı, PS veya Xbox versyonu çok başarılı olmazdı. Zaten konsolu
sınıra getiren bir oyun PC’ye port edilse muhtemelen fazla uğraşılmayacağı ve
pekçok hata olacağı için yine çok beğenilmezdi. Ama bu haliyle özellikle Xbox’ta
oyun son derece tatmin edici görsellik sunuyor. Atmosferi tamamlayan güzel bir
öğe de müzikler. Müzikler bu tarz oyunlardaki gibi gaza getirme misyonunu
fazlasıyla yerine getiriyor. Sürekli tekrar eden melodiler yerine bölüm içinde
zor bir ek görevin başladığı bir anda giren müzikler son derece keyif verici.
Ancak telsiz konuşmalarındaki gereksiz bağırtı ve benzeri bazı efektlerin
saçmalar hale gelmesini bir türlü anlamış değilim.

Eksileri olmasıyla birlikte Black, FPS seven konsol sahipleri için mutlaka
denenmesi gereken bir oyun. Önemli eksiklerinin yanında sunduğu adrenalin,
kendini sıkmayan yapısı ve çok başarılı grafikleriyle türü sevenler için oldukça
ideal. Ancak bu kadar güzel bir kumaş biraz daha iyi işlenebilseydi ortaya Far
Cry’a yakın bir destan çıkabilirdi. Üzüldüğümüz tek nokta da bu. İyi bir
potansiyel biraz erken tüketilmiş.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu