BAKIŞ AŞISI #23
2014, son zamanların en kötü oyun yılıydı. Bunu okuduğunuz her yazıda, izlediğiniz her haberde görebilirsiniz. Ağzına, ağzına vurduk oyunların. Yüzde %90’ı ya balondu, ya patlak. Hep bunu iddia ettik. Yüzüne bakılamayacak kadar berbat, insanın midesini kaldıran, nevresimleri iki ay önceden değiştiren pislik dolu bir dönem.
Sonra dizime bir ok yedim…
Bunu ben de savundum, çok zayıf dedim ama gerçekten öyle miydi? Cidden firmalar dünyanın en berbat oyunlarını bir bir önümüze mi koymuşlardı? 2014’ü es geçmek gerçekten de gerekiyor muydu?

Yazıyı yazarken Dragon Age: Inquisition müzikleri çalıyor. Ona geçen hafta belirttiğim sebeplerden dolayı inanılmaz sinirli olsam da kendisi süper oyun. Keşfet dur, oh mis. Mantle desteği, Frostbite’ın müthiş gücü, sağlam karakterler, Ferelden derken kaydım silinene kadar bir dakika bile sıkılmamıştım.
Bugün fikrimi değiştiriyorum izninizle. 2014 aslında hiç de fena olmayan bir oyun yılıydı. Şaka yapmıyorum. Gayet ciddiyim. Yahu gülmesenize… Kalemi bırakıp gitmek istiyorum, zira ortada bırakılacak bir kalem göremiyorum. Bu iğrenç espriyle kapanan paragrafın ardından saçmalık dolu sebeplerimi sıralamak, kendimi bile hor görmek isterim.
İşin şakası bir yana, bu yılın zayıf olmasının en büyük nedeni yeni IP’ler ve yepyeni fikirlerdi. Neredeyse her firma iyi/kötü yepyeni şeyler denedi. Bazıları eskiyen yüzleri tamir etti, bazıları da aslında iyi oyun yapabildiklerini kanıtladı. Kimisi de çok fazla şey denerken başlarda inanılmaz çuvalladı.

Fakat şöyle şeyler duyduğumda cidden beni bir sinir harbi alıyor. Kan beynime çıkıyor, sinirleniyorum, soğuk/sıcak bir şeyler içsem bile kendime gelemiyorum. 2014’ün hakkını niye bu kadar yedik diye üzülüyorum. Bu arada “Fakat şöyle şeyler duyduğumda” yazıp, ne duyduğumu söylememişim. Bu anlatım bozukluğu için özür dilemiyorum, hemen alta yazıyorum ve karizmayı çizilmekten penaltı atışları sonrasında kurtarıyorum.
“2014 yılına damga vuran bir oyun yoktu, en iyi oyun olabilecek kadar iyi olabilen bir oyun yoktu.”
Ya bu nasıl iştir sorarım. Bu sözleri gerek resmi gerek gayri resmi çok fazla yerde duyduğum için sinirliyim. İzninizle adabı muaşeret kurallarını hiçe sayıp, ağır konuşmak istiyorum:
SİZ HİÇ DARK SOULS 2 diye bir oyun duydunuz mu? Hani oyunlar sadece Ekim/Kasım aylarında çıkmıyor. Hani ilk oyundaki bütün eksikliklerini giderip, mekaniklerini iyice sağlamlaştıran bir oyun var. Çoklu oyunculu kısmıyla da dünya üzerinde eşi benzeri yok.
Ha diyeceksiniz, “Ya Emin, sen Dark Souls 2’yi çok seviyorsun. O yüzden abartıyorsun.”
Belki… Tamam, ben abartıyorum, ama niye yalnız değilim. O zaman yapmanız gereken tek şey, kullandığınız tarayıcıdan Metacritic’e girmek ve kim ne vermiş oyuna diye bakmak.
… Metacritic’te Dark Souls 2’nin puanlarına bakma molası…
…
…

Geri geleydiniz… Kaç saat oldu yahu!
Oyun PC, PS3, Xbox 360 için çıkmış. Yahu kabul gören 3 platforma çıkmış ve bilin bakalım kaç puan almış. Bakmayanlar için söyleyeyim: 91 puan!
Hadi diyelim ki incelemelere güvenmiyoruz. Oynayan insanlara sorun, bakın bakalım size neler diyecekler. Kim ne derse desin, Dark Souls 2 Aksiyon/RYO’larda önemli bir dönüm noktasıdır. Son yıllarda başarı hissini en güzel veren AAA oyunlardan biri olma özelliğine sahiptir. İnanılmaz yenilikçi bir hikaye anlatım tekniği vardır. İşin en güzel yanıysa oyundan keyif almak için hikayeyi öğrenmek zorunda da değilsiniz. İstediğiniz gibi oynayın… Elbette, oynayabilirseniz.
Dark Souls sadece bir örnek. Kötü diyoruz ama o kadar çok yeni şey denendi ki şimdi baktığımda bunların meyvelerini önümüzdeki yıllarda yemeye başlayacağımızı biliyorum. Hatta bu yeni şeyler arasına yarım çıkan oyunları, potansiyeli göstermekte zorlananları ve gözlerden ırak kalanları da katabiliriz.
Assassin’s Creed: Viktory kesinlikle aynı hatalarla piyasaya çıkmayacak. Ubisoft, biz ne dersek diyelim oyun dünyasının en büyük firmalarından biri. Eğer aynı hatayı ikinci kez yaparlarsa sonlarının ne olacağını size söyleyeyim mi?
Dün EA, Maxis’i kapattı. SimCity ve The Sims 4’ün yere çakılması belki de en büyük sebeplerdi. Maxis’in suçu olduğunu düşünmüyorum gerçi. Bu adamlar bize The Sims 2 gibi bir oyun yapmışlardı, The Sims 4’ün eksikliğinin faturasını geliştiriciye kesmek istemiyorum. EA belki de FIFA’yla birlikte en satış yapan oyunu olan The Sims’in geliştiricisini uğurlayarak büyük ölçüde The Sims markasını öldürdü. Eğer Ubisoft da bu yıl aynı hatayı yaparsa, Assassin’s Creed markasına elveda demeye hazırlanın.
TitanFall 2 bu sefer yakasını biraz Xbox platformundan kurtaracak. Arada öylesine büyük bir satış farkı varken, kim Microsoft ile Exclusive ortaklığına gitti anlamak güç. Ha, satışlar kesinlikle Xbox One’a yaramıştır, ona şüphem yok ama 3. Parti bir geliştiricinin PS4’ü es geçmesi akıl alır bir iş değil.

Ardından Dragon Age: Inquisition geldi ve birçok yerden yılın ödülünü kapmayı başardı. Hepimizi şaşırtan kısımsa önceki Dragon Age’in hatalarından ders çıkarılması oldu. Gezmekle bitmeyen dünyasından yukarıda da bahsettiğim için ikinci kez değinme niyetim yok.
Ne kadar EA’dan bahsettim yahu! Bir dakika… Bu hayra alamet değil…
Maxis’e yapılanı kaldıramıyor olabilirim. Bioware gibi üretken, yaratıcı bir firmayı halen kılıçla yönetmesine üzülüyor olabilirim. Visceral Games’e Battlefield yaptırmasından yakınıyor da olabilirim. Sims temalı oyunların bir daha gelmeme ihtimalini düşünüyor da olabilirim.
EA’nın neden yılın en kötü şirketi seçildiğini (hem de iki kez) artık daha iyi anlayabiliyorum.
Konu nereden nereye geldi.
Bilmiyorum, siz kendinizi “Ya Blizzard özgür.” diyerek kandırabilirsiniz. Oyun dünyasında şu an birkaç tane dev yayıncı firma var ve istediği her şeyi kendine bağlı firmalara yaptırabiliyor.

Assassin’s Creed: Unity gibi harika fikirlere sahip bir oyunun Ubi yüzünden yerden yere vurulmasına üzülüyorum.
The Sims gibi bir markanın böylesine ayağa düşmesine üzülüyorum.
Destiny gibi açık fikirli bir oyunun Activision pompaladığı için “bekleneni verememesine” üzülüyorum.
Blizzard gibi bir firmanın tamamen F2P pazarına yönelmesine ve köklerinde yatan efsane oyunlara yüz çevirmesine üzülüyorum.
Mikami gibi bir duayenin The Evil Within’de 10 yıl öncesinin kafasına takılıp kalmasına üzülüyorum.

Kingdoms of Amalur gibi fikri mülkü insafsızca harcanmasına üzülüyorum.
Olmadı… Toparlayamadım… Haklısınız… Dark Souls 2 ve birkaç oyun dışında 2014 b** gibi bir oyun yılıydı.
Ve inanın bunun suçlusu geliştiriciler değildi…