Control İnceleme
Control zaman olgusunu her daim oyunlarında kullanan ve hikayelerini biraz daha ilginçleştirmeyi başaran Remedy’nin yeni oyunu. Daha önce Max Payne ve Alan Wake gibi önemli oyunlara imza atan firmanın belki de en enteresan oyunu diyebiliriz Control için. Oyunlarına genelde paranormal olayları ya da zaman olgusunu tadımlık katan Remedy, Control’de ise işin dozunu iyice arttırmış. Peki bu doz yemeğin tadını bozmuş mu, gelin birlikte bakalım.
Control İnceleme
Control aslında oyun severlerin çok da yabancı olmadığı bir konsept üzerine konumlandırılmış. Oyun doğa üstü olayları araştıran Federal Kontrol Bürosu (FBC) etrafında şekilleniyor. Bu büronun amacı bilime ters düşen olayları ve eşyaları inceleyerek, bunları kontrol altına almak. Bu tarz bir büroyu daha önce farklı isimler ve farklı yapımlarda görme şansına erişmiştik. Bir nevi Fringe Division yani. Ya da The Bureau Xcom oyununu da buna örnek olarak gösterebiliriz. Konumuza dönecek olursak oyunun hemen hemen tamamı bu merkez içerisinde geçiyor. İlk etapta klasik bir devlet binası görünümünde olan bu merkez, “küçücük fıçıcık içi dolu turşucuk” misali içerisine girdiğinizde ise dallanıp budaklanan bir büyüklüğe sahip. Üstelik işin içine alternatif boyutlar ve paranormal olaylar da girince kendinize “ulan nereye düştük böyle” demeden duramıyorsunuz.
Bu merkez ve diğer boyutlara geçmeden önce ana karakterimize değinelim. Oyunda Jesse Faden isimli bir karakteri yönetiyoruz. Jesse faden ve kardeşi daha ufak yaşlardayken doğa üstü bir olaya karışıyorlar. Bu olay sonrasında Faden olay yerinden kaçmayı başarıyor fakat büro elemanları kardeşini incelemek üzere yakalıyor. Jesse Faden ise bu olaydan yıllar sonra büronun yeni müdürü olarak olay yerine intikal ediyor. Asıl amacı ise yıllar önce kendisinden kopartılan kardeşini bulabilmek. Zaten bütün hayatını da bu amaç doğrultusunda yaşamış ve tüm olaylar kendisini bu büronun kapısına kadar getirmiş durumda. Bu kapıdan girdiğiniz andan itibaren öncelikle sizi bir bilinmezlik karşılıyor. Bomboş odalar, sessiz koridorlar derken müdür odasına doğru ilerlemeye başlıyorsunuz. Bu ilerleyiş aynı zamanda büronun çoktan naneyi yediğinin de bir göstergesi oluyor. Siz de hem kardeşinizi bulmak hem de olayların arka planını aydınlatmak üzere büronun altını üstüne getirmeye başlıyorsunuz.
Control oynanış anlamında farklı unsurları bir araya getiren bir oyun. Olayın özünde TPS bir aksiyon oyunu varmış gibi dursa da bu aksiyon yapısı tamamen paranormal olaylar çerçevesinde ilerliyor. Oyun alanı olarak ise Metroidvania dediğimiz türden ilham alınmış. Yani yapmanız gereken görevler var ve bu görevleri gerçekleştirirken sürekli oyun alanında dönüp durmanız gerekiyor. Örneğin geçtiğiniz noktalarda kilitli birçok kapı ile karşılaşıyorsunuz. Hikaye gereği ilerledikçe bu kapıların kilidini açabileceğiniz anahtarlara kavuşuyor ve tabir-i caiz ise büronun her koridorunu her katını tavaf etmeniz gerekiyor. Bu işleyiş bazen bir eşya bulma ya da sahip olduğunuz özellikler ile farklı noktalara ulaşma şeklinde de gerçekleşebiliyor. Buradaki en büyük problem ise oyun alanını ezberleyememek ya da haritayı tam olarak kullanamamak.
Metroidvania türü genelde hızlı aksiyon platform oyunlarında kullanıldığı için harita ezberi konusunda oyuncuyu çok zorlamıyor. Fakat Control’ün dünyasında bu durum biraz zayıf kalmış. Harita sisteminin katlardan oluşması ve bu katların da kendi içerisinde farklı bölgelere ayrılması ezber işini tamamen bozuyor. Özellikle oyunun bazı bölümlerinde hedef noktaya ulaşabilmek için aynı yerleri sürekli dönmek zorunda kalıyorsunuz.
Oyunun aksiyon kısmı ise sahip olduğunuz özel bir silah ve ilerledikçe kazandığınız özel güçlere yüklenmiş durumda. Oyun boyunca tek bir silaha sahip olsanız da ilerledikçe bu silah için farklı modların kilidini açabiliyorsunuz. Bu modlar arasında tabanca, pompalı tüfek, makineli tüfek ya da lazer silahı gibi güncellemeler bulunuyor. Yine silah üzerindeki bu farklı modlar için farklı geliştirmelere de oyun içerisinde yer verilmiş.

Tabi silahlarda olduğu gibi karakter özelliklerini güncellemenize de izin verilmiş. Bunun için ise etrafı araştırmalı ya da düşmanlarınız üzerinden düşen perkleri almalısınız. Farklı elementler ile karakter ve silah özelliklerinizi geliştirirken perkler sayesinde ise farklı özelliklere kavuşabiliyorsunuz. Hem silah modları hem de karakteriniz için perk slotları bulunuyor. Bu perkler genelde şarjör doldurma hızı, hasar oranı, kafadan atışlarda daha fazla hasar gibi etkilere sahip. Karakter perklerinde ise düşmanları alt ettiğinizde topladığınız orblar ile daha fazla can doldurma gibi özelliklere kavuşuyorsunuz.
Control’ün en sevdiğim noktalarından birisi teknik özelliklerinde gizli. Görsel anlamda doyurucu bir dünyaya sahip olan oyun farklı boyutlara gittiğinizde ise adeta Inception misali sizi etkilemeyi başarıyor. üstelik RTX ve fizik unsurları konusunda da Remedy iyi bir iş çıkartmış. Kullanılan ışık oyunları, sürekli değişen oyun alanı ve RTX tarafında karşılaştığımız Global Illimunation gibi etkiler oyunun dünyasını da zenginleştirmeyi başarmış. Bu kadar çok özellik ve çatışma olunca oyun alanındaki değişimin gözünüze gözünüze sokulduğunu fark ediyorsunuz. Yani camlar, masalar, farklı ekipmanlar ile dizili bir odaya girdiğinizde bu odanın altını üstüne getirmenize olanak sağlanmış. Grafikleri en üst ayarlara getirdiğinizde oyunun çehresinin büyük oranda değiştiğini de söylemeliyim. Grafik ayarlarını düşürdüğünüzde de iyi bir performans sizi bekliyor ama RTX açtığınızda görsel açıdan bambaşka bir oyun ile karşılaşıyorsunuz. Sunum tarafında ise özellikle bulduğunuz kasetlerdeki videoların oldukça hoşuma gittiğini söyleyebilirim. Bu videolar bana Lost dizisindeki Dharma Girişim kasetlerini andırdı.
Sonuç olarak Control eğlenceli ve doğa üstü olaylara, farklı boyutlara değinen hikayesi ile merak edeceğiniz bir yapım olmuş. Oynanış anlamında bütün dinamikleri sorunsuz bir şekilde işliyor. Yani çatışma anlarında istediğiniz aksiyonu, istediğiniz şekilde gerçekleştirebiliyorsunuz. Oyun ceza, bağlayıcılık ve oyuncuyu içine alma konusunda ise maalesef sınıfta kalıyor. Remedy’nin diğer oyunlarında, özellikle Quantum Break’te olduğu gibi oyuncuyu tam anlamıyla içine çekmeyi başaramıyor. Yani oynadığım süre boyunca “Akşam olsa da oyuna devam etsem” diyemedim. Eğer farklı boyutlar, doğa üstü olaylara odaklanan aksiyon oyunlarını seviyorsanız ya da Quantum Break oyunundan keyif aldıysanız Control‘ü keyifle oynayabilirsiniz.

