Makale

Efsane oyun firmaları – Bölüm 4

id Software, resmi olarak 1 Şubat 1991’de Amerika – Louisiana’da bağımsız kurulan bir oyun şirketidir. Orijinal ekip, John Carmack, John Romero, Adrian Carmack ve Tom Hall’dan oluşuyordu. Henüz yolun başındaydılar ve düşünceleri diğer stüdyolardan çok farklıydı. İşte  bu durum, onları kısa sürede zirveye çıkaracaktı.


Fikirler derinlerden geliyor


id’in efsane isimleri, 80’li yılların sonuna doğru Softdisk isimli şirkette çalışıyordu ve bu firma için Shareware tarzında oyunlar hazırlıyordu. Yine de Romero ve Carmack’in akıllarından “daha büyük oynamak” geçiyordu. O sıralar piyasanın bir numaralı firması olan Nintendo, hem ürettiği konsollar, hem de oyunlarıyla parlayan bir yıldızdan farksızdı. Özellikle Super Mario World 3 çok iyiydi. Peki bu tarz platform oyunları sadece SNES için miydi? PC’de de oynanamaz mıydı? İşte bu fikirle hareket eden ikili, kısa sürede Super Mario World 3’ün ilk bölümünü PC için tasarladı ve karakter olarak da daha evvel John Romero’nun hazırladığı bir oyun olan Dangerous Dave’in baş karakteri Dave’i ekledi. Amaç, bu tip oyunların PC’de de gayet rahat çalıştığını göstererek Nintendo’da işe başlamaktı. Bekledikleri gibi olmadı ve Nintendo, kendi konsolları dışındaki farklı platformlara oyun yapmaya sıcak bakmadı. Ne güzel ki bu kötü sonuç, Romero, Carmack ve ekip arkadaşlarını yıldırmadı. Zira kısa süre sonra Apogee Software’dan (3D Realms) Scott Miller’ın teklifi gecikmeyecekti.



Scott Miller, ilk etapta John Romero ile görüştü ve kendileri için oyun yapmalarını istedi. Anlaşma aynen şöyleydi: Miller, ekibe kendilerine her iki ayda bir oyun yapması için bilgisayar ve ekipmanlar verecek, hazırlanan oyunlar da Shareware yöntemiyle satışa sunulacaktı. Böylelikle Commander Keen geliştirildi ve ilk görev paketi Marooned on Mars, 14 Aralık 1990’da satışa sunuldu.


Ideas from the deep = id Software


Apogee Software için oyunlar hazırlanıyordu, ancak ortada bir firma yoktu. Kullanılan ekipmanlar hep Apogee Software’ındı ve bunların id ekibi tarafından kullanıldığını da diğer ortaklar bilmiyordu. Öğrenmeleri uzun sürmedi ve bu durum Carmack ve arkadaşlarına yine kapıyı gösteriyordu. Fakat Miller, bu ortaklığı sevmişti ve bozmayı düşünmüyordu. En iyisi Carmack ve arkadaşlarının bir şirket kurarak, Apogee ile ortaklığını sürdürmesiydi. Öyle de oldu ve id Software için ilk adımlar atıldı. Hemen Softdisk’teki görevlerinden ayrıldılar. Şimdi ilk iş, bir isim bulmaktı. Ideas from the deep onların için çok iyi bir seçenekti, ancak uzundu ve daha kısa olmalıydı. Onlar da bu cümlenin anlamını, “id” kısaltmasına sıkıştırarak ortaya id Software’ı çıkardı. Resmi olarak 1 Şubat 1991’de kuruldu, ilk ofis Louisiana’da tutuldu  ve yeni oyunlar için çalışmalar da başladı.

id Software, Commander Keen ile bir süre yol aldıktan sonra, farklı bir projeye geçiş yapmayı kararlaştırdı; Wolfenstein 3-D! FPS türünde düşünülen bu oyunda, Nazilerin çılgın deneylerini öğrenip ortadan kaldırmak için yola çıkan Amerikalı bir ajanı kontrol edecektik. Yine de ilk düşünce Wolfenstein değildi. Ondan önce FPS türünün şekillenmesine katkı sağlayan Hovertank 3D ve Catacomb 3D gibi oyunlar da hazırlandı. Wolfenstein 3D’nin çıkışı 5 Mayıs 1992’de gerçekleşti. Çıkışın ardından kısa süre sonra ise, Apogee Software ile olan ortaklık sona erdi ve id, yola farklı yayımcılarla devam kararı aldı; GT Interactive de onlardan bir tanesiydi.


id, her zaman daha iyi oyun yapmayı hedefler


Wolfenstein 3D’nin elde ettiği başarı, hem maddi, hem de manevi olarak id Software’ı tatmin etti. Birçok kuruluşun “yılın en iyi oyunu” olarak gösterdiği yapım, sonraki yıllarda da yeni üyeleriyle karşımıza çıkacaktı, ancak akıllarda o an için farklı düşünceler vardı; daha gelişmiş bir oyun ortaya çıkarmak. Zira günümüzde Tim Willits’in de söylediği “id Software’ın geliştirdiği her oyun, mutlaka en son çıkan oyunundan daha iyi olmak zorundadır. Her defasında daha iyi oyunlar için çok çabalıyoruz.” İşte bu sözlerin temeli, aslında id Software’ın temeline atılan harçta saklı.



Stüdyonun teknik yönetmeni John Carmack, hemen yeni bir grafik motoru yazmaya başladı. Yeni oyun 10 Aralık 1993 tarihinde piyasaya sunulacaktı ve o an, oyun tarihine altın harflerle kazınarak, “oyunların PC’lerde gayet rahat ve benzersiz bir şekilde çalıştığını kanıtlayacaktı.” Yeni oyun için fikirler hep olmuş. Tom Hall, Commander Keen’in devamının yapılmasını öne sürerken, diğerleri ise yeni bir aksiyon oyununda karar kılmış. Hatta bu sırada, Aliens filminin oyununun hazırlanması için id Software’a bir teklif bile gelmiş. John Romero o günler için şöyle diyor: “Aliens’ın video oyununu yapmak için haklar bize önerildi. Mükemmel bir fikir olduğunu düşündük ve üzerinde 30 dakika konuştuk. Sonunda oyunun üzerinde tam yaratıcı kontrol alamayacağımızdan dolayı reddettik. İki adet İkinci Dünya Savaşı dönemi oyunu yapmıştık ve kullanacağımız silahlar konusunda sınır olmaması için fütüristik bir oyun yapmak istedik. Sonra oyunun uzayda geçmesine karar verdik. Uzaylılara karşı savaşmanın daha önce çok fazla işlendiğini düşündük. Gelecekte uzayda neyi ummayabilirdik? Cehennemden gelen iblisler! Böylelikle oyunun iskeletini oluşturduk.”


Hazırlanmakta olan yeni FPS oyunu, akıcı bir oynanışa, çok iyi grafiklere, daha önce görülmemiş ışık efektlerine ve farklı seviyelerdeki harita tasarımlarına sahipti. John Carmack, ortaya teknik anlamda çok iyi bir iş çıkarmıştı. Tabii ki tasarımlarda Adrian Carmack, John Romero ve Tom Hall’ın da büyük emekleri vardı. Sıra bu oyuna isim vermeye gelmişti ve o fikir de Carmack’tan çıktı. Tom Cruise’un Paranın Rengi isimli filmini izlerken, bir sahnede Cruise’un söylediği “Doom” sözcüğü, böylelikle yeni FPS’nin ismi olmuştu. Doom, 93 yılına bomba gibi düştü. Shareware olarak dağıtılan yapım, adeta dünyayı salladı. Her yönüyle çok iyi bir oyundu, ama öyle bir özelliği vardı ki, birçok şirketin çalışma düzenini bozdu, sırf bu sebeple Doom Killer isimli programın yazılmasına sebep oldu; Deathmatch!

Online katliamlara merhaba


John Romero ve John Carmack’in Doom ile hediye ettiği bu mükemmel oyun modu, insanlara İnternet üzerinden birbirleriyle kapışma imkanını sunuyordu. O kadar fazla ilgi görüyordu ki, işte bu sebeple oyunun engellenmesi için Doom Killer geliştirildi. Bu ne kadar etkili oldu bilinmez, ancak Doom’un 10 milyondan fazla kez PC’lere download edildiği tahmin ediliyor. 93 yılının id Software için hep iyi geçtiği söylenemez, zira fikir uyuşmazlıklarından ötürü Tom Hall ekipten ayrıldı.


Doom’un çok beğenilmesi id Software’ı yeni devam oyunları yapmaya itti. Birçok farklı platformda Doom oyunları görülmeye başlandı. 94yılında gelen Doom II: Hell on Earth, ardından Final Doom’u da getirdi. Şimdi büyük bir patlama gerekiyordu, ki o da Quake ile gerçekleşmek üzereydi. Teknolojiye yön veren firma, Carmack önderliğinde yine büyük bir başarıya imza atmaya kararlıydı. Quake için geliştirilen grafik motoru, gerçek anlamda ilk 3D FPS oyununu ortaya çıkarıyordu.

Tarih öncesinden kalma mekanlarda, olabildiğince teknolojik silahlarla yaratıklara karşı savaşlar veriyorduk. Gelişen Internet yapısı ve PC bileşenleri, çok daha iyi grafikli oyunların da geliştirilebileceğinin sinyallerini veriyordu. Ne yazık ki Quake’in çıkışının ardından id Software’da bir ayrılık daha yaşandı. John Romero, ofiste yaşanan tartışmaların ardından ayrılık kararı aldı ve bir süre sonra Ion Storm’u kurdu. Eski arkadaşı Tom Hall da daha sonra onunla beraber çalışmaya devam edecekti.



96 yılından sonra id Software, rotasını büyük ölçüde Quake serisine çevirdi. Oyun yapmanın yanı sıra oyuncularla da bir araya gelmeyi planlayan stüdyo, ilk kez bu yıl Texas’ta Quakecon isimli bir LAN parti düzenledi. İsminden de anlaşılacağı üzere Quake’in isim babası olduğu organizasyonda ödüllü Quake turnuvaları yapılıyordu. Her yıl geleneksel olarak düzenlenen bu organizasyon, yıllar geçtikçe daha da büyüdü ve binlerce oyuncuyu bir araya getirmeyi bildi (Hatta John Carmack, eşi Anna Kang ile Quakecon 1997’de tanışmıştır).

Tabii ki id, Quakecon’u ortaya çıkarırken oyun yapmayı da ihmal etmiyordu. Önce Quake 2 ile uzaya gittik, ardından eklenti paketleriyle heyecanı daha da fazla yaşadık. Sonic Myhem’in hazırladığı müzikler de belki de oyun tarihinde göreceğimiz en güzel melodiler kategorisinde yerini alıyordu. Quake dönemi, ayrıca daha sonra geliştirilecek Half-Life için de büyük önem taşıyordu. Zira John Carmack, o sıralar Microsoft’ta çalışan Gabe Newell ve bir arkadaşını id Software’a davet edip oyun yapımı hakkında onlarla görüştü, bilgiler verdi ve Quake motorunu onlara ücretsiz olarak sundu.

Çünkü onların yetenekli insanlar olduğunu biliyordu ve bu bilinçle hareket ettiği için de Half-Life gibi bir oyunun hazırlanmasında ufak da olsa katkı sahibi oldu. Tabii ki 2000’li yıllara adım atmadan evvel son sözü yine id Software söylemeye kararlıydı. 2 Aralık 1999’da Quake III Arena geldi ve online oyun kavramı baştan uca değişti. Yine de oyunda tek kişilik senaryo modunun bulunmaması, bazı Quaker’lar (Quake hayranları) tarafından tepkiyle karşılandı.

Doom 3


2000’li yıllar id Software için yeni teknolojiler anlamına geliyordu. Zira John Carmack yine Open GL destekli bir grafik motoru yazmıştı. Ekip yine bir araya geldi ve beyin fırtınası başladı. Toplantıdan çıkan sonuç, Doom 3’tü. Yaklaşık 15 milyon dolarlık bir bütçe ayrılarak geliştirilen bu yapım, oyun tarihinin en iyi grafikli ve en pahalı oyunuydu. Doom 3’ün gelişim döneminde id Software’ın ekip yapısında da değişiklikler oldu. Activision, id Software ile iş ortaklığı konusunda anlaşmaya vardı.

Böylelikle önceki oyunlarda EA ve Activision arasında yaşanan kapışmanın sonucunu Doom 3 galibiyetiyle Activision belirlemişti. Doom 3, resmi olarak satışa sunulmadan önce betasının Internet’e sızmasıyla yapımcı ekibi bir hayli zarara soksa da, çıktıktan sonra 3 milyondan fazla satarak oyuncular tarafından ne kadar beklenildiğini gösterdi. id’in gelecek planları doğrultusunda Raven’ın Quake 4’ü yapmasına karar verilmesi, Nerve’nin de Doom 3’e bir ek paket geliştiriyor olması, Activision’ın iştahını kabarttı ve firma, id ile olan iş ortaklığını daha da ileri taşıyarak id Software’ı bünyesine katmak istedi. Activision, id Software için 100 milyon dolardan fazla bir para ve tüm oyunlarının hakları için de 90 milyon dolar teklif etti. id, bağımsız yapısından memnundu ve bu teklifi geri çevirmeyi bildi. Bu dönemde id’in önemli isimlerinden Adrian Carmack ile de ekip içi bazı sorunlar oluştu, ama bunlar ilerleyen günlerde aşıldı.



Yeni nesle doğru gelirken


2005 yılında mobil platformlar için oyun yapılması amacıyla id Mobile kuruldu ve ilk ürünü Doom RPG, birçok ödüle layık görüldü. Microsoft’un X360’ı, Sony’nin de PS3’ü piyasada yerlerini alırken, PC platformu kendisini bir anda geri planda buldu. Bu durum yapımcıları da haliyle yeni nesil teknolojilerden faydalanmaya itti. id Software’ın yeni nesildeki en önemli ilk hamlesi, Enemy Territory: Quake Wars isimli online FPS ile geldi. Splash Damage ile hazırlanan bu oyunda John Carmack, Megatexture denilen tüm dokuların birbirinden farklı olduğu ve grafik performansının yükseldiği bir teknoloji denedi. Kısa süre sonra da yeni Wolfenstein’a dair söylentiler giderek artmaya başlamıştı.

Yeni nesil kavramı, id Software’ın oyun geliştirme politikasını değiştirmişti. id, “artık multiplatform oyun geliştireceğiz” diyordu. Gerekçeler çok fazlaydı. Yeni nesil konsol sahiplerinin giderek artması, PC’deki korsan faktörünün çoğalması ve oyun geliştirme maliyetlerinin yüksekliği başlıca sebeplerdi.


Peki bundan sonra ne olacak diye beklenirken Carmack, yeni geliştirdikleri oyunu Quakecon 2007’de duyuracaklarını belirtti. Akıllara hemen klasik id yapımlarından bir tanesinin devam oyunu geliyordu. Ancak öyle olmadı. id Software, Quake’den bu yana ilk kez yepyeni bir oyun geliştiriyordu ve adı da Darkness’dı. Kısa süre sonra iptal edilmesiyle akıllarda soru işaretlerini beraberinde getirdi.

Yapımcılar, Darkness’ın fazlasıyla karanlık ve Doom 3’ü andırdığı için bu oyundan vazgeçtiklerini belirtiyordu. Oyunun geliştirilmesi için harcanan 18 milyon dolar ise, çöpe doğru yol almıştı bile. Derken John Carmack, 2007 oyun geliştiricileri konferansında id Software’ın yeni grafik motoru id Tech 5’i, aynı yıl düzenlenen Quakecon’da da Rage’i görücüye çıkardı. id Software, ilk kez açık dünya olarak tasarlanan, içinde RPG ve yarış unsurlarının bulunduğu bir oyun hazırlıyordu. Sebebi de gayet basitti: “Madem yeni bir oyun yapmaya karar verdik, bu kez daha önce denemediğimiz özellikleri de bir çatı altında kullanmak istedik.”


Zeni Max’e geçiş


Rage’in gelişim süreci devam ederken id Software, yayıncılık konusunda EA Games ile anlaşmaya vardı (sonra bu anlaşma bozuldu ve Rage, Bethesda’ya geçiş yaptı) ve bir sonraki yıl da Doom 4’ü duyurarak oyuncuları iyice heyecanlandırdı. Bir yandan Rage, bir yandan Doom 4… id Software iki ana gruba ayrılmıştı geliştirme takımları olarak, ama yeterli değildi sanki. En azından id Software yetkilileri öyle düşünmüş olacak ki, 24 Haziran 2009 tarihi gelip çattığında, Bethesda ile ortaklığından tanıdığımız Zeni Max, id Software’ı satın aldığını duyurmuştu.

Kurulduğu yıldan bu yana bağımsız yoluna devam eden id, böylece bir ilke imza attı. Bu gelişme karşısında özellikle id Software’ın kurucularından olan John Romero tepki gösterdi ve “Fallout, Doom’u satın aldı” diyerek tepkisini gösterdi. Sonraki dönemde Romero ile yaptığımız röportajda ise, bu konu hakkında “id’nin Zenimax’a satılmasının benim için tek bir anlamı var: John Carmack oyun yapmayı bitirdi ve id’den alabileceği en fazla parayla ayrılmayı düşünüyor. Büyük bağımsız geliştiricilerden biri olan ve ortaklarından biri olduğum id software’ın artık bağımsız olmaması üzücü” yorumunu yaptı.



Gerçekleşen satın alma işleminin ardından id Software’ın stüdyo yapısının bozulmayacağı ve yine firma içi yönetimin kendilerinde olduğu belirtildi. Böylelikle geliştirilen oyunlarda söz sahibi pozisyonunda hala id ekibi vardı. Sonradan gelen sorular üzerine Carmack, “bizi daha önce EA ve Activision da istemişti, ama eğer onlara gitseydik yapımız bozulur ve bize gösterilen şartlar altında oyun yapmaya çalışan stüdyolardan birine dönüşürdük” demişti.


Şu an Zeni Max bünyesi altında çalışmalarına devam eden id Software,  FPS türünün öncüsü ve sunduğu teknolojilerle sektörün mihenk taşlarından biri olarak gösteriliyor. En basitinden şu an dünyanın en popüler FPS oyunu olarak gösterilen Call of Duty de bile id Software’ın Quake motoru kullanılıyor (Infinity Ward’un üzerinde yaptığı geliştirmeler göz ardı edilemez tabii ki). id, Rage ve Doom 4’ün haricinde farklı bir oyun üzerinde daha çalışıyor, ancak ne olduğu söylenmiyor. Bazı söylentilere göre bu oyun, Quake 5. Çıkınca eğer beğenilirse Rage’in devam edebileceği, daha önce hayal kırıklığı yaşatan son Wolfenstein oyununu unutturacak düzeyde yeni bir Wolfenstein’ın yapılabileceği de söylenenler arasında. Ancak bunlar şu an için düşünce olarak var. Tanıdık geldi mi? Derinlerdeki düşünceler…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu