İşte Geliyorlar 06

Oyun dünyası çeşitli vaatler ile doludur. Her sene, bi dahakine karşımıza
çıkmak üzere birçok şey duyurulur ve bilgileri verilerekten, oyuncularda merak
duygusunu uyandırır. Kimi zaman bu yapımlar, eskilerinin devamını teşkil
ederken, bazıları da yep yeni olmakla birlikte verilen bilgileri doğrultusunda
merak uyandıran türden olurlar. Bir diğer grup ise, tam mevcut olan senede
çıkacakken, tarihi ileri alınır ve bir sonraki seneye kaydırılır. Artık o oyun
hakkında bilgi ala ala oynamış kadar olmuşuzdur.

Her sene olduğu gibi, 2006 da bize çeşitli süprizlerle, hatta eski dostlarımızla
birlikte gelecek. Merakla beklenen yapımlar olduğu kesin ve hatta sürekli onlar
hakkında haberler almaya da devam ediyoruz. Şunu da belirtmekte fayda var; bu
makaleyi hazırlarken oyunların şu anda bulunduğumuz zaman zarfı içerisindeki
çıkış tarihleri baz alındı. Bu makaleyi yaparken, 2006’da çıkacağını göz önüne
aldığımız bir yapım, çeşitli nedenlerden daha ileri bir tarihe, hatta bir
sonraki seneye bile kayabiliyor. Hatta daha da kötüsü, iptal bile edilmiş
olabiliyor. Biz kısaca, burada potansiyel 2006’da en fazla beklenen yapımlara
şöyle bir göz atacağız. Bakalım 2006, bize neler getiriyormuş? Başlıyoruz…

Caesar IV

Caesar serisinin aslında sağlam bir mazisi vardır ancak yaklaşık 7 senelik bir
zaman zarfında pek ses çıkmadı. Caesar 3’ten sonra seri için başka bir oyun
yapılmadı ancak çeşitli türevlerini oynama şansı bulmuştuk. RTS türündeki
yapımda eski Roman İmparatorluğu’nu alıp daha da yükseltmeye çalışıyorduk. Şimdi
uyuyan imparator yeniden uyandı ve Caesar IV ile karşılaşmaya hazırlanıyoruz.
Yeni oyunda, grafik motoru tamamen 3D oluyor ve savaş konusunda daha fazla
eğilineceği belirtiliyor. Şehirlerin daha detaylı olmasıyla birikte, bizleri
daha akıllı şehirliler bekliyor olacak. Caesar IV’ü, 2006’nın sonbahar aylarında
bekliyoruz.

Call of Cthulhu: Dark Corners of the Earth

Lovecraft hayranları için, 2006 güzel bir sene olacak. Onun eserlerinden
esinlenerek hazırlanan 2 oyun ile buluşacağız. Bunlardan ilki; Call of Cthulhu:
Dark Corners of the Earth. 1. şahıs görünümünden oynanacak yapımda, Jack Walters
isimli bir dedektif rolünde olacağız. Gerilimli mekanları araştırarak çeşitli
ipuçları toplayacak, bunlarla birlikte çözmemiz gereken bulmacalar ile
uğraşacağız. Bunların yanında, canımıza kastetmek isteyecek çeşitli mahlukatlar
ile ilgilenmemiz gerekecek. 15 farklı level bulunacak, bunların her birisi de
kendi içerisinde dörde ayrılacak. Yapımı senelerdir devam eden, Call of Cthulhu:
Dark Corners of the Earth’ün, 1 Mart 2006’da piyasalarda olacağı belirtiliyor.

Call of Cthulhu: Destiny’s End

Lovecraft severler için hazırlanan diğer Cthulhu oyunu ise, Destiny’s End.
Kardeşinden farklı olarak kendisi üçüncü şahıs görünümünden oynanacak. Destiny’s
End’de kontrol edebileceğimiz iki karakter bulunuyor. Jake ile Emily’yi kontrol
edecek ve gerilimli maceramız boyunca ikisinin de yeteneklerinden
yararlanacağız. Bulmacaların yerlerine göre, gereken karakteri alıp kullanmamız
icap edecek. Hareket ettiğimiz zamanlarda yapay zeka, diğer karakteri kendisi
kontrol etmeyecek, takip ettirme fonksiyonu sayesinde birbirlerini takip
ettirebileceğiz. Jake daha çok kaba kuvvete meraklı bir karakter, Emily ise
psişik güçler ile ilgilenmesini seviyor. Birçok bulmacayı ortaklaşa çözeceğimiz
oyun, 19 Ekim 2006’da piyasalardaki yerini alacak.Duke Nukem Forever

Hiçbir oyun için şimdiye kadar “Çıksa da kurtulsak” dememiştim, ama artık Duke
Nukem Forever için bu lafı kullanmak en yerinde terim olacaktır. Duke de bizim
eski dostlarımızdandır. Duke Nukem 3D ile üç boyut macerasına atılmıştı
zamanında ve severek oynamıştık. Seneler ama seneler önce, Duke Nukem Forever’ın
yapılacağı haberi dolaşmaya başlamıştı, ancak daha sonra kendisinden bir türlü
haber alınamadı. Şu sene çıkacak, bu sene çıkacak, iptal oldu, tekrar yapımına
başlandı derken artık insanların Duke Nukem için oluşturdukları sabır taşı
çatladı. Ne olursa olsun, ya gelsin ya gelmesin ama bir karar verilsin diyor tüm
oyuncular. Bize gelen son haberler, Duke Nukem Forever’ın 2006’da piyasalarda
olacağı şeklindeydi, ancak bunu yazarken hem ben kendimden, hem de yazan
parmaklarımdan emin değilim. Yani hepimizin anlayacağı, bu yapım bizi enteresan
bir ruh durumuna soktu, bekleyip de muradımıza ermekten ya da erememekten başka
yapacak çok fazla da birşeyimiz yok.

The Godfather

Bu bir çarktır döner. Daha doğrusu artık böyle bir çarka dönüştü; başarılı
oyunun filmi yapılır, başarılı filmin oyunu yapılır. Bu artık bir kural haline
geldi ve neredeyse her daim uygulanmaya başladı. The Godfather, çok orjinal bir
konsept ve izleyen herkesin kalbinde ayrı bir yeri vardır. Yapımcılar en sonunda
ona da el attılar ve aynı duyguları belki de oyun dünyasında ancak karakterlerin
rolünde yaşamamızı istediler. Bundan yola çıkaraktan, Godfather serisinin de
oyununun yapılmasına karar verildiği. Bilindiği gibi, serinin üç filmi var hepsi
de insanlar için büyük önem teşkil ederler. Hem hikaye olarak, hem oyuncu
kalitesi olarak bir başyapıttır. Godfather’da işlenen konu, her türlü
ayrıntısıyla bilgisayar ortamına oyun olarak taşınıyor. Karakterimizi, en ufak
işlerle başlayıp geliştirecek, daha sonra çete ve mayfalar kurarak daha önemli
işlere imza atacağız. Yeri gelecek sabotajlar yapacak, kimi zaman ise tehlikeler
ile karşı karşıya kalacağız. Önemli olan, düşman ailelere karşı gelip,
saygınlığımızı arttırmak ve herkesi kontrolümüz altına almak. Neyi nasıl
yapmamız gerektiği tamamen bizim elimizde olacak, istersek dostluk ilişkileri de
kurabiliriz. Bunu “Aldım, verdim, ben seni yendim” ya da “Bükemediğim eli
öperim” olmak üzere iki şekilde gerçekleştirebileceğiz. Bahsedebileceğimiz son
detay ise, Marlon Brando ve filmin diğer önemli isimlerinin, sesleri ile
Godfather’da aynen bulunacak olması. The Godfather, 2006’nın ilk çeyreğinde
piyasalarda olacak.

Half- Life 2: Aftermath

Hey gidi Half-Life hey. Her oyunu bir olay. İlk çıktığında yılın oyunu seçildi.
Ardında gelen Opposing Force ve Blue Shift expansion’larını oynadık, yine
doymadık. Internet üzerinden, fan’larının hazırladıkları tek kişilik birçok
senaryosunu indirdik oynadık. Derken, multiplayer olarak Counter-Strike
çılgınlığı başladı, Internet Cafe’lerde sıralar beklenmeye, sırf bu yüzden eve
Internet’ler alınmaya başlandı. Tabii, iş sadece Counter Strike ile bitmedi;
Team Fortress, Day Of Defeat gibi sevilen mod’ları da oynama şansına sahip
olduk. Aradan seneler geçtikten sonra artık bir Half-Life 2 yakışırdı. Nitekim
uzun bir zaman sonra duyuruldu ve heyecanla beklemeye başladık. Çıktığında,
karşımızda fizik motoru artık aşmış, yine kalitesinden hiç ödün vermeyen bir
yapım duruyordu. Severek oynadık ve kısa zamanda bitirdik, yine tadına
doyamadık. Daha fazlasını istiyorduk Half-Life ile ilgili. Sonunda 2. oyun için
de bir expansion duyuruldu; ismi Aftermath. Karizmatik dostumuz Gordon Freeman’ı
yönetmeye devam ediyoruz, yardıma hazır dostumuz Alyx ile, City 17’den kaçmaya
çalışacağız, tabii bir yandan Combine askerleri bizi rahatsız etmeye devam
edecekler. Bakalım, cehenneme dönmüş olan City 17, bu sefer ne şekilde karşımıza
çıkacak. Half-Life 2: Aftermath, 2006’nın birinci çeyreğinde piyasalardaki
yerini alacak.Heroes of Might and Magic 5

Hiç kuşkusuz HOMM serisi, oyun dünyasının en orijinal fikirlerinden birini
içermektedir. Oynanış ve oyun yapısı olarak, birçok sıra tabanlı stratejiye göre
daha zevkli ve daha düşünmeye iten bir yapısı vardır. Hareket etmeden önce
gerçekten düşünmeli ve sonra olabilecekleri göze alarak adımımızı atmalıyız. İlk
üç oyun son derece başarılıydı, 4. oyun hakkında ise herkez kolaylıkla karar
veremedi, ancak yine de konsept HOMM olunca kimse de kendisini oynamaktan geri
alamadı. HOMM 5 ile birlikte, seri tamamen 3 boyuta dönüyor ve daha renkli
grafikler bizi bekliyor. Bu bir bakıma bazı oyuncuları üzebilir, çünkü genelde
oyuncular, HOMM’ı o sade ve mütevazı yapısıyla oynamayı tercih ederler.
Yapımcılar, bunun bir problem olmayacağını ve aynı ruhun devam edeceğini
belirtiyorlar. Birbirinden farklı 6 şehir ve çeşitli ırklar olacak. Özellikle,
ırkların birbirine denk olması için özellikle uğraşılıyor. Grafiksel gelişim,
büyü efektleri üzerinde de değişime yol açacak. Efektler göze daha da hoş gelen
biçimde olacaklar. Ayrıca bir de iz sistemi ekleniyor ki, kahramanlar geçtikleri
yerlerden izler bırakabilecek, düşmanlarımızın nereye uğraşmış olduğu ve
hareketlenebileceği yerleri hesaplayabileceğiz. Bunun dışında, ordularımızı
yaratma ve onları savaş ekranlarında kontrol etme esnasında daha fazla
kontrolümüz bulunacak, bekleme anında da çeşitli aksiyonlar gerçekleştirip
sıranın bize gelmesinden sonra neler yapabileceğimizi planlayabileceğiz. Heroes
of Might and Magic 5, 21 Şubat’tan itibaren piyasalardaki yerini alacak.

Hitman: Blood Money

Ve işte oyun dünyasının bir başka karizmatik karakteri; Codename 47. Dazlak
kahramanımız, 2006’da 4. macerasına çıkmak üzere hazırlanıyor. 3. oyunda bir
uçakta son bulan maceramız, Amerika’ya gelmemizle birlikte 4. defa başlayacak.
Öncelikle, grafiksel olarak gelişimler var, hareketlerimiz daha gerçekçi ve
öldürdüğümüz ya da saklamamız gereken vücutları rahatça istediğimiz yerlere
saklayabileceğiz. Görevleri başardıkça para kazanacak, bunlar ile kendimize
silah ve cephane alabileceğiz. Bir başka ve oyun içerisinde ne şekilde cereyan
edeceği merak edilen konu ise, kazandığımız paraların istediğimiz kadarını
polise rüşvet olarak verebileceğiz. Bakalım, oyun içerisinde bu özellik ne
şekilde karşımızda olacak. Bunun dışında, görevlerde tek değiliz. Bize rakip
olan başka örgütlerin tetikçileri de var ve onlar da bizimle aynı görevi
başarmaya çalışıyor olabilirler. Bu da, görevler içerisinde rakiplerimiz olduğu
anlamına geliyor. Kimi zaman, bizi öldürmek de isteyebilirler, bu yüzden Blood
Money’de en önemli hususlardan birisi, hızlı davranmak olacak. 47 numaralı
ajanımız, 2006’nın ilk çeyreğinde yeniden göreve çıkacak.

Operation Flashpoint 2

Operation Flashpoint, ilk çıktığı zaman gerçekçiliği ile oyuncuları kendisine
hayran bırakmıştı. Hatta, Amerikan ordusunun bazı bölümlerinde, gerçekçiliğinden
dolayı, çeşitli eğitimlerde kendisinden faydalanılıyordu. Geniş savaş
alanlarının yanında, savaş anında yapmamız gerekenler ve olaylara göre hem biz,
hem de çevre üzerinde oluşan etkiler son derece gerçekçiydi. Opearation
Flashpoint 2’de de aynen bu gerçekçilik grafiksel olarak artarak devam edecek.
Öncelikle, savaş alanları daha da genişliyor, 400 kilometrekarelik bir savaş
alanından bahsediliyor. Bunun içerisinde, yüzlerce araç ve asker olması da
cabası. Görevler çok çeşitli yerlerde geçecek. Bu gibi detayların olması,
Operation Flashpoint 2’yi çalıştırmak için, ileri düzeyde grafik kartları ve
işlemcileri de gerektirebilir, bunları da aklımızın bir tarafına yazmamız
gerekiyor. Operation Flashpoint 2, 2006 içerisinde herhangi bir zamanda
piyasalardaki yerini alacak.S.T.A.L.K.E.R: Shadow of Chernobyl

Çernobil faciası, S.T.A.L.K.E.R ile bilgisayar ortamına, FPS olarak taşınıyor.
Aslında, kendisi birçok ertelemeye maruz kaldı ve en sonunda 2006 yılına kadar
sarktı. Bu yıl içeriside kesin piyasalarda olacağı söyleniyor ama yine de bu
oyun dünyası, ne zaman ne olacağı hiç belli olmuyor. Çernobil faciası yeniden
patlak vermiştir ve bu sefer sonuçlar daha da değişik, bir o kadar da kötü
olmuştur. Mutasyon geçirmiş hayvanlar ve yaratıklar ile karşı karşıya kalıyoruz.
Bir stalker rolünde olarak, tek amacımız, her türlü yaşam şartını kullanarak
hayatta kalmak. Bunun için; gerekirse uyuyacak, açlığımızı giderecek, tabiiki
düşmanlarımız ile kapışmak durumda kalacağız. Yapacağımız her hareketi düşünmek
durumundayız, yiyeceğimiz yemekler bile radyasyonlu olabilir ve zehirlenmemize
sebep olabilir. Bunun yanında, biz oraya stalker olarak gönderilmişiz ancak
bizim gibi gönderilen ve düşman kategorisindeki başka stalker’lar da olacak.
Onlara karşı da koymamız gerekecek. Bu gibi görevlerin hiçbirinde yalnız
değiliz. Yanımızda çeşitli adamlarımız olmakla beraber, NPC’ler de var. Görev
yaptıkça ya da çevredeki NPC’lere birşeyler sattıkça para kazanacak ve bize
lazım olabilecek başka şeylerden de alabileceğiz. S.T.A.L.K.E.R gerçekten çok
yönlü bir oyun ve aklımızla birçok şeyin üstesinden gelmemiz gerekliliğini
ortaya koyacak. Araç kullandığımız bölümler de önemli. Sadece kullanmakla
kalmayıp, benzinini bile değiştirmemiz gerekebilir. S.T.A.L.K.E.R: Shadow of
Chernobyl, 2006 içerisinde piyasalarda olacak.

Splinter Cell: Double Agent

Son yılların en sağlam maceracılarından Sam Fisher’ı birkez daha selamlıyoruz.
Splinter Cell, gizlilik temalı aksiyon oyunlarına yeni bir bakış açısı geçirdi
ve gerçekten aklımızı kullanmamız gerektiğini bize fazlasıyla gösterdi. Splinter
Cell konsepti ortaya çıkalı çok uzun zaman geçmese de, arkasında koskoca üç oyun
bıraktı ve dördüncüsü de yolda. Yeni yapımle birlikte, Sam Fisher’lı
maceralarımıza devam ediyoruz. Yine eskiden olduğu gibi, dünyanın çeşitli
bölgelerine gidecek ve oradaki maceraları atılacağız. Fisher’ı herkes çok
akrobatik bir insan olarak bilir. Ne bulursa tırmanır ve bu şekilde
ilerleyebilir. Double Agent’da artık su altına dalmanın yanında, paraşütle
gökten inmek gibi çok çeşitli aksiyonlara da girişebileceğiz. Yine
görevlerimizde gizlilik çok önemli ve kullanacağımız alet-edevat’lar var.
Splinter Cell: Double Agent, 2006’nın ilk çeyreğinde piyasalardaki yerini almaka
başlayacak.

Tomb Raider: Legends

O bir güzellik abidesi! O bir macera kadını! O bir gezgin! O bir savaşçı! O bir
efsane! O bir zombi! O bir Lara Croft! Siz bakmayın Lara Croft’un genç bayan
olduğuna. O kadar fazla yer geziyor ki, sürekli hareketli olduğu için genç
kalıyor olsa gerek. Tomb Raider oyunlarının sayısı neredeyse bir elin
parmaklarını geçmek üzere. Hatta, 4. oyunun sonunda kendisi göçük altında
kalmıştı ama bu bile onu öldürebilmiş değil. 5. oyunda mezarı başına toplanmıştı
insanlar, şimdi bir anlamı kalmadı, çünkü Legends ile karşımıza çıkmaya
hazırlanıyor. Yeni oyunda, grafiksel olarak Lara üzerinde oynamalar yapılmış ve
göze daha hoş gelen biçime bürünmüş. Zaten hoş bir bayandı kendisi, şimdi daha
da hoş olmuş. Yine birbirinden farklı mekanlarda gezip, Lara’nın akrobatik
hareketlerinden faydalanmaya devam edeceğiz. Her yeni Tomb Raider’da olduğu
gibi, bunda da uygulayabileceğimiz yeni hareketler söz konusu olacak. Ben şahsen
Tomb Raider konseptini severim, çünkü benim sevdiğim türe çok uyuyor. Hem
aksiyon, hem de yer yer macera öğeleri söz konusu, ancak çoğu insan artık
baydığını düşünüyor ki hiç itirazım yok, böyle düşünmeleri çok normal. Bir diğer
sebebi de, filmlerinde oynamış yüce insan Angelina Jolie! Tomb Raider Legends,
18 Nisan 2006’da piyasalarda olacak.Full Spectrum Warrior: Ten Hammers

Full Spectrum Warrior, ilk olarak Xbox’larda ortaya çıkmıştı ve fazlaca
sevilmişti. Hatta bu sevilmenin sonunda, PC’lere de transfer olmuştu. Aksiyon
türündeki oyunumuzda, ekibimiz ile görevden göreve koşturuyorduk. Daha sonra
Full Spectrum Warrior için bir expansion duyuruldu ve ismi de Ten Hammers kondu.
İlkinin kaldığı yerden devam edilecek ve 12 görev boyunca mücadele edilecek. Bu
12 görev, 4 bölüm olarak ayrılacak ve bu görevler kronolojik olarak devam
etmeyecekler. Ekibimize verebileceğimiz görevler de yenilenmiş ve onlara çok
çeşitli komutlar verebiliyoruz. Taktiksel öğelerimizde de geliştirmeler olacak.
Adamlarımızı istediğimiz gibi gruplama ve çeşitili yönlerden saldırtabilme
özelliğine de sahibiz. Binalara girip çıkabiliyor, bunları kendi avantajlarımıza
göre kullanabileceğiz. Zorda kaldığımız zaman araç yardımları isteyebileceğiz.
Ayrıca, adamlarımız vurulduğu zaman, onları tedavi etmek üzere adamlarımız da
hazır bulunacaklar. Her yönüyle askeri bir aksiyon oyunu olan Full Spectrum
Warrior: Ten Hammers, 2006’nın Ocak ayında piyasalarda olacak.

FIFA Street 2

İlk FIFA Street’i konsollarda oynamıştık. Benim evde konsolum olmasına rağmen
arkadaşlalra toplanıp cafeye gider ve özellikle orada oynardık ki, kaybeden
cafeyi ısmarlasın. EA, tüm oyuncuların lisans haklarını almış olduğu için,
gerçekçi takım ve oyuncular ile muhtelem artistik hareketler gerçekleştiriyor,
bir de bunları üstüne üstlük golle süslendiğimiz zaman inanılmaz eğlenceli
dakikalar yaşıyorduk. EA Sports, FIFA Street 2’nin PC’ler için de piyasalarda
olacağını belirtti. Yeni oyun, yeni artistik hareketleri ve Gamebreaker’ları da
beraberinde getirecek. Yine tamamıyla gerçek takım ve oyuncular eşliğinde
oynayarak, hayranı olduğumuz futbolu ile hayalimizdeki hareketleri
gerçekleştirebilmek mümkün olacak. Maçlar dörde dört yapılıyor, ister bir ara
sokakta, ister Brezilya’daki bir sahil sahasında olabiliyor. FIFA Street 2,
2006’nın 2. çeyreğinde piyasalarda olacak.

True Crime: New York City

True Crime: Street of LA, yani ilk oyun, çok kaliteli grafiklere sahip olmasa
da, oynanış olarak basit ve eğlenceli öğeler içeriyordu. Bir de üstüne üstlük,
kahramanımız Nick Kang de esprili bir kişiliğe sahip olunca, polis olmak iyiden
iyiye bir zevke dönüşüyordu. Araçlı ve araçsız olmak üzere yapabileceğimiz
birçok görev alıyor, bunları başarıyla yerine getirmeye çalışıyorduk. Hatta,
Street of LA’nın birden fazla sonu bulunuyordu. New York City, PC’lere gelmeden
önce konsollar için piyasalara sürüldü bile, ancak 2006 içerisinde PC’ler için
de piyasalarda olacak. New York City’de bu sefer, Marcus Reed rolündeyiz.
Kendisi, eski bir çete üyesi olmasına rağmen, şimdi doğru yolu bulmuş gibi ve
babasını öldüren kişiyi bulup öcünü almaya çalışıyor. İlk oyunda olduğu gibi,
burada da iyi polis kötü polis durumları söz konusu. Her iyi haraketimizde ve
suçluları engellediğimizde, iyi polis puanları alacağız, çevreye ya da sivil
insanlara zararımız dokunduğu zaman ise, kötü polis puanları toplamış olacağız.
True Crime: New York City, 2006’nın Ocak ayında piyasalarda olacak.Broken Sword: The Angel of Death

Şahsen şimdiye kadar en çok zevkle oynadığım adventure serisi Broken Sword’dür.
İlkini hiç oynanamıştım, ikincisinden itibaren başladım ve hala o mekanları
hatırlıyorum. Herşey mantık çerçevesinde ve rahat Inventory sistemi sayesinde
başında saatler harcıyorduk. Güzel senaryoları olmasına rağmen, sonuç olarak hep
bir artifact’in peşinde oluyorduk. Daha sonra 3. oyun The Sleeping Dragon’u
konsolumda oynadım ve ikincisinden aldığım zevki birebir ondan da aldım.
Üstelik, aksiyon vari bölümleri ve vardı ve artık tamamen üç boyutlu hale
gelmişti. Sevgili kahramanımız George ve arkadaşı Nico, maceradan maceraya
koşmaya devam ediyorlardı. Açıkçası, Broken Sword serisinin hiç bitmesini
istemem. Nitekim birileri bu isteğimi görüyor olmalı ki, 2006’da piyasalara
sürülmek üzere yeni adventure oyunu Broken Sword: The Angel of Death duyuruldu.
Eski dostumuz George, burada da aynen yer alıyor, hatta alınan bilgilere göre
kendisi aşık oluyor ve aşık olduğu bu insan onun başını bayağı belalara
sokuyorlarmış. Yapımcılar bombayı da patlattılar ve bizi acı bir hikayenin
beklediğini de belirttiler. Merak katsayımız artaraktan, 2006 yazını beklemeye
devam ediyoruz.

Demonik

Demonik için bir matematik formülü yazabiliriz; Demonik= Clive Barker + John
Woo. Evet, gerilim konusundaki usta isim Clive Barker’ın senaristliğinde ve
aksiyon kralı John Woo’nun kurgulamasında karşımıza Demonik isimli bir oyun
çıkacak. Enteresan bir biçimde, cehennemden gelen bir iblisi kontrol ediyoruz.
İblisin çok değişik güçlerinden faydalanabiliyoruz. Kendisi insanların
kılıklarına girip gizlenebiliyor, onların akıllarını ele geçirebiliyor, saldırı
zamanlarında üstlerine veba ya da böcek salabiliyor. İnsanlar bizim iblis
olduğumuzu anladıkları zaman ise başımız ciddi belaya girebiliyor, çünkü
başkasının kılığında belirli bir süre kalabiliyoruz. Bunun dışında, görsel
efektleriyle de bizi bayağı etkilecek bir aksiyon oyunu ile karşılaşmamız
muhtemelen. Nitekim, kullanabileceğimiz 25 birbirinden farklı güç bulunacak ve
hepsini de ilerledikçe yavaş yavaş kazanacağız. Demonik, 31 Ocak 2006’dan
itibaren piyasalarda olacak.

Genel anlamda en çok beklenenler bu yapımlar diyebiliriz. Muhtemelen arada
unuttuklarımız da olacaktır, ancak ses getirmesi ya da çok beklendikten sonra
detaylardan sonra bizi hayal kırıklığına uğratma potansiyeli en fazla olan
yapımlar bunlar. Ancak, çoğu sağlam konseptler ve hayal kırıklığına uğratma
ihtimalleri düşük gibi duruyor. Bize, yani oyunculara düşen en asil görev de,
sabırla beklemek ve geldikten sonra hepsini tek tek analiz etmek. Son kararı
ancak o zaman verebiliriz…

Exit mobile version