Makale

Unutulmayan Diyarlar #11

Unutulmayan Diyarlar’da Mage: The Awakening’in hikayesini anlatmaya devam ediyorum, World of Darkness’ın bu en karmaşık ve kompleks kurulumu masaüstü rol yapma oyunu oynayanların kalbinde özel bir yer işgal ederken ben de sizinle beraber okuyarak bu kurulumu öğreniyorum.

Supernal dünya ve kendi dünyaları arasında ara açıldıkça büyücüler gün geçtikçe güçlerinin azaldığını hissetmeye başladı. Bazen büyü yapmaya çalıştıklarında sonuçları istedikleri gibi olmuyordu. O zamanlar eğer bu durum yıllarca devam ederse günün birinde insanoğlunun tamamının tekrar büyük bir uykuya yatacağının farkında değillerdi.

Fakat günün birinde kuleler belirdi. Alevleri geri kalan uyanmışların ruhlarına bir işaret gönderdi. Efsaneler seçilmiş beş Atlantis kralından bahseder, bu beş kral, büyüyü Supernal dünya üzerinde elinde tutan Exarch’lara karşı savaş açmış, merdivenleri tırmanarak Exarch’lar ile savaşmışlardır. Merdiven yok olduğunda bu krallar Exarch’lar ile Supernal dünya da kalmış ve savaşmaya devam etmiştir. Daha sonra büyücüler onlara “Kahinler” diyecekti.

Abyss’ın dünya için ne kadar tehlikeli olduğunu farkeden Kahinler Exarch’lar ile savaşmayı bırakıp Supernal dünyaya gittiler. Burada Exarch’ların kontrolünün dışında kendilerine sadık kalan vasilerine elde ettikleri büyüsel bilgiyi bağışladılar. Her biri büyülerini kullanarak birer kule dikti, bu kuleler Atlantis’in sarmalına benzemekteydi.

Beş kralın diktiği beş kulenin her birinde kendi erdemleri, ruhları ve büyüsel bilgileri bulunmaktaydı. Yapıların taşlarına kadar kendilerinden vermişti bu krallar.

Kuleler Abyss’tan geçerek dünyanın üzerinde kalan büyücülere görüntüler gösterdi, Atlantis’in daha önce atalarına gösterdiği gibi görüntüler. Bu görüntüleri doğru anlayabilenler tekrar kendilerini mağaralara veya kimsesiz kulelere kapattı, karanlıklarda gizlenerek ruhlarını tekrar gezilmemiş astral dünyalara bıraktı.

Astral seyahatlerinin sonunda onları çağıran kuleye varan büyücülerin ruhları taşların üzerine ismini kazıdı ve bedenlerinde uyandı. Artık onlar geride bırakılmış değildiler, ruhları kendilerini bağlamıştı. Kuleler yerlerinde durdukça, onların güçleri de kalacaktı. Bu kuleler Golden Key, Iron Gauntlet, Lead Coin, Lunargent Thorn ve Stone Book idi.

Atlantis’in mistik temelleri olmadan ölümlüler kendi istekleriyle Supernal evrenlere ruhsal yolculuklara çıkmak istemedi. Büyücü olanlar yeni kulelere gidebiliyordu fakat her gidenin dönmediği biliniyordu.

Uyuyanların uyanması engellenemezdi. Türlü tesadüflerle, kaderin ağlarıyla ve mucizelerle bazı ölümlüler kulelerin yerini bulmayı başardı. İradeleri oldukça yüksek bu ölümlüler isimlerini kulenin taşlarına kazımasını bildi ve uyanmış olarak geri geldi.

Zaman geçtikçe Abyss genişledi, daha az ruh kule yolculuğuna çıkmaya başladı fakat hala uyananlar olmaktaydı. Bazen ruhlar astral yollara gideceklerine dünyayı supernal gözlerle gezerlerdi, bu olduğunda büyücülerin çoğu delirirdi. Başarısız olanlar için ise bu yolculuk sadece bir rüya olarak geçip giderdi.

Bu oyunda oynayan aktörlerin çoğu kendi rollerini bilmiyordu. Uyanışı yaşayarak dünya üzerinde nerede durduklarını anlayan büyücülerin hayatı değişirken geri kalan ölümlülerin hayatları aynı çizgide devam etti, kaderin kuklası olduklarını umursamaz bir varlıkları oldu. Atlantis döneminde insanlar kendi istekleri ile uyanırken artık garip tesadüfler eseri uyanmaktaydılar.

Büyücüler nasıl uyanıldığını bilseler, kendi sayılarını da çoğaltacaklardı ve böylece bütün insanlığı uyandırabileceklerdi fakat bunu anlatan bir kanun veya kesinlikler yoktu. Büyücülerin işi tamamen kadere ve şansa kalmıştı.

Yalan tanrılar, Exarch’lar unutulmuştu. Eğer hala yaşıyor idiyseler, görünmüyorlardı. Dünya üzerinde bir etkide bulunmuyorlardı, bulunsalar bile anlaşılmıyordu. Kimse insanoğlunun yukarıda tanrıcılık oynadığını hatırlamıyordu.

Uyanmış kabalların çoğu Exarch’ların düştüğü yola düşmemek için pek çok gelenek geliştirdi ve bu geleneklere sıkı sıkıya bağlı kaldı. Exarch’ların tepede olduğunu biliyorlardı fakat karşılarında Kahinler durduğunu unutmamışlardı, bu sahte tanrıların tamamen kontrole gelmelerini engelleyen Kahinler…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu